Kitap Kurdu Kutuları Şimdi Satışta

Eylül, kitaplarla güzel, kitaplar ise Bikutumutluluk Kitap Kurdu Kutusu ile :) Şimdi Kitap Kurdu Kutusu'nu sipariş edebilirsiniz.

Hemen Satın Al

"Keşke, .... bana Bi'kutumutluluk alsa."

Sana Bi'kutumutluluk almasını istediğin kişinin mailini yaz, biz de ona senin hakkında küçük bir "sır" ;) verelim.

Mail'i Görüntüle
Kendine Sürpriz Yap
Kız arkadaşını şaşırt
Sevdiklerine hediye et
Arkadaşını mutlu et
  • Dondurma Kutusu
  • Deniz Kutusu
  • Neon Kutusu
  • Kurabiye Kutusu
  • Gökkuşağı Kutusu
  • Piknik Kutusu
  • Kırmızı Kutusu
  • Pijama Partisi Kutusu
  • Yeni Başlangıçlar Kutusu
  • Yıldız Tozu Kutusu
  • Ev Kuşu Kutusu
  • Okula Dönüş Kutusu
  • Karpuz Kutusu
  • Gezgin Kutusu
  • Limonata Kutusu
  • Melek Kutusu
  • Masal Kutusu
  • Mimoza Kutusu
  • Aşk Kutusu
  • Yeni Yıl Kutusu
Her ay, farklı kutu farklı hikaye

Bi'kutu mutluluk, her ay farklı konseptlerde ürünlerle doldurduğu kutular tasarlayan bir servistir. Her ayın kutusunun içeriği, gönderilene kadar sürprizdir. Önceki ayların kutularını buradan inceleyebilir, konsepti öğrenebilir ve hemen kutunuzun siparişini vererek ilk gönderi gününü bekleyebilirsiniz!
Kendinizi şımartın, sevdiklerinizi şaşırtın ve küçük armağanlarla mutluluk saçın.

Şimdi Satın Al Önceki Kutuları Gör

3 aylık, 6 Aylık ve 12 aylık paketler
şimdi daha avantajlı!

3 Aylık Paket

3 Aylık Paket

35.90x3

    • ÜCRETSİZ KARGO!
    • İstediğin aydan başla
    • Başladığın ayı takip eden ayları içerir
    • Sürpriz kutun her ay kapında! :)

6 Aylık Paket

6 Aylık Paket

32.90x6

    • ÜCRETSİZ KARGO!
    • İstediğin aydan başla
    • Başladığın ayı takip eden ayları içerir
    • Sürpriz kutun her ay kapında! :)

12 Aylık Paket

12 Aylık Paket

29.90x12

    • ÜCRETSİZ KARGO!
    • İstediğin aydan başla
    • Başladığın ayı takip eden ayları içerir
    • Sürpriz kutun her ay kapında! :)

Sınırlı sayıdaki 3. Baskı "365 Mutlu Yeni Gün Ajandası" şimdi tekrar SATIŞTA. Dükkan sayfasından hemen satın alabilirsiniz.

Şimdi İncele Dükkana Git
Gezi

Gezi - Hey Gidi Karadeniz - Hande Kardaş

 @handeledim Çat, Ayder, Uzungöl, Pokut derler. Yeşili, horonu, tulumu, kemençeyi anlata anlata bitiremezler. Ancak gidip yerinde görünce anlıyorsunuz anlatılandan fazlası olduğunu Karadeniz’de! Yeşilin her tonunu içinde barındıran coğrafyası, nefes kesen vadileri, uçsuz bucaksız yaylaları ve hır

Hey Gidi Karadeniz  @handeledim Çat, Ayder, Uzungöl, Pokut derler. Yeşili, horonu, tulumu, kemençeyi anlata anlata bitiremezler. Ancak gidip yerinde görünce anlıyorsunuz anlatılandan fazlası olduğunu Karadeniz’de! Yeşilin her tonunu içinde barındıran coğrafyası, nefes kesen vadileri, uçsuz bucaksız yaylaları ve hırçın karadeniz suları ile tam anlamıyla büyüleyici bir yer. Tarihi köylerini gördükçe orada yaşama hayalleri kuruyorsunuz. Tekrar kavuşmak üzere özlemle ayrıldığım bu masala şimdi sizi de dahil etmek istiyorum. Karadeniz’e seyahat yapacağımızı duyan herkes istinasız Ayder’e gidin diyor. Oldukça turistik bir ortama dönüşen Ayder Yaylası’na iki yıl önce yaptığımız Karadeniz gezisinde gittiğimiz için bu kez rotamıza eklemiyoruz.  Bu sefer aklımız; henüz betonla tanışmamış, kendi güzelliklerimizi kendi ellerimizle yok etmediğimiz yükseklerde; Pokut’ta. Üç gün sürecek seyahatimizde; Giresun, Trabzon ve Rize'nin belirli noktalarını görmeyi planlıyoruz.  Seyahat tutkunu arkadaş grubumuzla, sabahın erken saatlerinde İstanbul’dan Ordu-Giresun Havaalanına geliyoruz. Herkesin içi kıpır kıpır, kafamızın içinde, dilimizde karadeniz havaları :)  Karadeniz’de rahatlıkla dolaşmak için aracınızın olması şart. Gitmeden organize ettiğimiz aracımızı havaalanından alarak yola koyuluyoruz. Yeşil ve oksijenle buluşmak şimdiden herkese iyi geliyor, yüzümüzde bir tebessüm... Kök Evi - Giresun:  Kök Evi, doğanın çılgınlığı karşısında insanların ona meydan okumasının bir örneği. Ergun Şahin, 17 yıl önce gelmiş Güneyköy’e ve bu muhteşem şelalenin kenarındaki evi, kayaları oyarak yapmış. Yıllar içindeki eklemelerle büyüttüğü evin içindeki süs eşyaları ise ağaç köklerinden. Keyifli bir kahvaltı yaptığımız mekanda alabalık veya köfte seçenekleri ile yemek servisi de bulunuyor. Şelale kenarındaki hamaklarda ise keyif yapmadan ayrılmamak gerekiyor. Giresun'a kadar gelmişken tabi ki meşhur Görele Pidesi'nin de tadına bakıyoruz. Ardından bir sonraki lezzet durağımız ise Giresun - Trabzon yolu üzerinde bulunan Fevzi Hoca Balık & Köfte. Buraya da muhakkak uğrayıp Akçaabat köfte ve piyazından yemelisiniz.    Hamsiköy - Trabzon: Trabzon'un Maçka ilçesinde yer alan Hamsiköy, deniz seviyesinden yaklaşık 1300 m yukarıda olması nedeniyle daha serin bir havaya sahip. Herkesi kendine hayran bırakma konusunda dillere destan Karadeniz’de gezmek için bol bol enerji gerekli. İşte tam bir enerji deposu olan Hamsiköy sütlacı bu noktada imdadınıza yetişiyor. Masal tadındaki Hamsiköy’de doğal, köy kokulu, mis gibi bir sütlaç yiyoruz. Evet bu sütlaç tam bir efsane.. Köyün en eski işletmelerinden olan Osman Usta’nın yerinde yemenizi öneririm. Karadeniz’in yeşilliği, Hamsiköy’ün sütlacı aklımızdan hiç çıkmayacak ;)  Çamlıhemşin - Rize: Ardeşen'den Çamlıhemşin'e giderken Fırtına Deresi size eşlik ediyor. Gürül gürül akan dere ile yol boyunca ilerlerken büyüleniyorsunuz. Bu mevkiide de konaklanabilecek bir çok alternatif bulunuyor.    Pokut Yaylası - Rize: Gezimizde en çok merak ettiğim, giden herkesin hayranlıkla anlattığı Pokut Yaylası yaklaşık 2050 metre yükseklikte bulunuyor. Öncelikle yaylaya çıkış oldukça meşakkatli. Altı yüksek bir arazi aracı ile çıkmanızda fayda var. Yol epey dik, başlangıç taşlarla döşeli gibi görünse de 200 metre sonra toprak yol kendisini gösteriyor. Bir yanınızda uçurum, diğer yanınızda yükselen dağlar, hemen başınızın üzerinde bulutlar ile yol yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Sarsıcı bir yolculuğa hazır olun! :) Yaylaya çıktığınızda, arabadan inin, manzaraya şöyle bir bakın. İnanın o yolda çektiklerinizi 2 saniyede unutacaksınız.  Çevresinde Hazindak, Sal yaylalarını görebilirsiniz. Sal yaylası oldukça yakın. Orman yolundan giderek 25-30 dk'da varmak mümkün. Hazindak ise 15 km kadar uzaklıkta. Yaylada, evlerini pansiyon & konuk evine dönüştüren birkaç işletme bulunuyor. Bu cennete çıkmadan önce alışveriş yapmakta fayda var, çünkü yukarıda aklınıza eseni alabileceğiniz bir bakkal, odanızda bir mini bar vs yok. Kuzinede her daim çay ve şahane mıhlama yapan bir ev sahibiniz varsa, gerisine de gerek yok aslında ;)   Sümela Manastırı - Trabzon: Dünya üzerinde eşi benzerine rastlanılmayacak Sümela Manastırı Karadeniz gezilerinin mutlak uğrak noktalarından. Zigana dağlarına kurulmuş olan Manastırın aşağısında Meryem Ana deresi akıyor. Ulaşım için dilerseniz bir yere kadar araçla gidip sonra yürüyebilirsiniz ya da derenin aktığı kısımdan tırmanarak çıkabilirsiniz. Manastıra ulaştığınızda aklınıza şu sorular geliyor; "Neden buraya?, Neden bu kadar yükseğe?, Bu kayaları oyup da nasıl yaptılar burayı? vb.. Zamanın şartlarına göre nasıl yapıldığını günlerce düşündürecek, gerçekten harika bir yer. Trabzon: Gezimizin iki gecesini Trabzon'da konaklayarak, çevresinde gezilecek yerleri görerek değerlendiyoruz. Trabzon - Giresun yolu üzerinde yer alan Hilton Garden Inn Trabzon modern ve konforlu odaları ile kaliteli bir konaklama deneyimi sunuyor. Denize sıfır noktada, şehir merkezine, havaalanına kolay erişim imkanı bulunuyor.  Otelin yakınında ise; Laz Böreği’nin mimarı Nejla Hanım'ın Ev Tatlıları mekanı yer alıyor. Camlı bir alanla ayrılmış üretim bölümünde, taze taze yapılan ürünleri  alışverişinizi yaparken  izleyebiliyorsunuz.  Sizin de yolunuzun en kısa zamanda Karadeniz’e düşmesi dileğiyle!      
Gezi

Gezi - Toscana Rehberi - Merdol Başer

 @merdolbaser - #aysemerdolontheway Geçen ayki Roma gezimizden sonra bu ayki İtalya durağımız, üzüm bağlarıyla ve antik kentleriyle meşhur Toscana bölgesi! Rotamızı Umbria bölgesinden

Toscana Rehberi  @merdolbaser - #aysemerdolontheway Geçen ayki Roma gezimizden sonra bu ayki İtalya durağımız, üzüm bağlarıyla ve antik kentleriyle meşhur Toscana bölgesi! Rotamızı Umbria bölgesinden Perugia şehri ile başlatıp,  anı yaşayıp, bölge insanlarıyla konuşarak belirledik aslında ve karşımıza mükemmel bir Toscana gezisi çıktı! :) Şaraplarıyla ünlü Cortona ve Moltepulciano’yu gezip, Siena’nın tarihi meydanında hayat dolduk, huzur bulduk. Umarım bu keyfimizin birazını dahi olsa sizlere aktarabilirim: Keyifli okumalaaaar :)  PERUGIA Umbria bölgesinin merkezi ve yaklaşık 450 metre yüksekliğindeki bir tepeye kurulu Perugia’da şehir,  merkezine araçla girilmediği için sanki ortaçağdan beri hiç dokunulmamış hissi uyandırıyor insanda. İlk kez 2006 yılında dil kursu için gelmiştim Perugia’ya; her yıl özellikle yaz aylarında, tüm dünyadan binlerce yabancı öğrenciye italyanca öğretir Perugia. Yaşayan herkesin ortak buluşma noktasıdır meydan ve o merdivenlerde saatlerce oturup bu tarihi şehri izlemek, kitap okumak, sohbet etmek inanılmaz huzur verir insana.   Biz yine doyamadık saatlerce oturmamıza rağmen ama bir dahaki sefere Perugia’nın en önemli iki zamanından birinde geleceğiz: Birincisi her yıl Temmuz ayında Perugia sokaklarında gerçekleşen “Umbria Jazz Festivali” (ki muhteşem oluyor şehir), ikincisi ise Perugina çikolatalarıyla ünlü bu şehirde yine her yıl düzenlenen Avrupa çikolata festivali! :)     CORTONA Perugia’dan sonraki ikinci durağımız. Adını çok da duymadığımız, ancak yemek yediğimiz yerlerde yaptığımız sohbetlerde “mutlaka görülmesi gerekenler” listesinde olduğunu öğrenerek rotamızı çevirdiğimiz kasaba. ‘Piazza della Repubblica’ meydanında gezerken kesinlikle anladık bu ortaçağ kentini özel kılan noktayı:  herkesin yüzündeki huzur dolu gülümseme! :)   MONASTERO SAN SILVESTRO, Cortona’da yine tesadüfen karşımıza çıkan bir ‘manastır’ aslında. İşletmecisi tarafından satın alınıp restore edilmiş ve bu harika butik otel çıkmış ortaya! Şehirden uzak, birkaç gece konaklamak için mükemmel bir yer; köyün pastanesi de meğer kruvasan konusunda ödüllüymüş :)   Montepulciano üzümüyle, üzüm bağlarıyla ve dolayısıyla da şarabıyla ünlü bir şehir burası. O yüzden her baktığınız dükkanda köklü bir ailenin amblemini ve şarabını görmeniz mümkün. Onun yanında yine Cortona gibi küçük bir meydanı ve alabildiğine tarihi sokakları var kaybolarak birkaç saat geçirmek için. Her Toscana kasabası gibi burası da huzur dolu!   SİENA Siena, denince ilk akla gelen kuşkusuz Palio dedikleri at yarışları olsa gerek. Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmış olan tarihi meydanda her yıl 2 Temmuz ve 16 Ağustos’ta olmak üzere iki defa geleneksel at yarışı oyunları düzenlenir ve o günlerde bu meydana dünya’nın dört bir tarafından binlerce kişi toplanır. Kıyafetleriyle, şovlarıyla, müzikleriyle en azından bir kere izlenmesi gereken bir ortaçağ geleneğini canlandırır o günlerde  Siena’lılar.   Siena’daki 17 mahallenin herbirinin  bir sembolü, arması, bayrağı vardır ve bu geleneksel at yarışlarında (Palio) her bir at ve binicisi bu mahalleleri temsil ederek yarışırlar. Yarışa katılan tüm at ve biniciler temsil ediyor oldukları semtin renklerine ve simgelerine uygun olarak giyinirler. Mesela bizim gezdiğimiz mahallerinin simgesi Oca yani Kaz’dı.     Siena’yı gezmek için birkaç saat kesinlikle yetmez! Tarihi meydanı’nın etrafını dolaşmak bile birkaç saatinizi alabilir; çünkü meydan tamamen binalarla çevrilmiş ve iki yanınızda mağazaların olduğu meydana paralel bir sokaktan ilerliyorsunuz. Bu sokaktan meydana ise fotoğraftaki gibi birkaç metrede bir açılmış alanlardan ulaşabiliyorsunuz!  Toscana’yı anlatmayı bu sayıda bitiremedik; Floransa’yla birlikte birkaç sürpriz noktayı da gelecek sayıya saklayalım :) Umarım keyif almışsınızdır, yorumlarınızı bekliyorum! Buona Vacanza!* Iyi tatilleeeeer!
Ropörtaj

Ropörtaj - Buse Terim Bahçekapılı - @bikutumutluluk

 @bikutumutluluk   Bundan tam 1 yıl önce, ilk kutumuzu hazırlarken, kime nasıl ulaşacağımızı bilmiyorken, instagram’daki takipçi sayımız  sadece 300 iken, (ve onların çoğu da ailemiz ve arkadaşlarımızdan oluşuyorkenJ), beğendi

Buse Terim Bahçekapılı  @bikutumutluluk   Bundan tam 1 yıl önce, ilk kutumuzu hazırlarken, kime nasıl ulaşacağımızı bilmiyorken, instagram’daki takipçi sayımız  sadece 300 iken, (ve onların çoğu da ailemiz ve arkadaşlarımızdan oluşuyorkenJ), beğendi ve inandı küçük girişimimize  Buse Terim... Birinci yılımızı doldurduğumuz bu ayda hazırladığımız ilk dergimizin özel röportajını, bu kadar özel bir yeri olduğu için tabii ki de onunla yapmalıydık... ---------- Daha hiç tanınmayan bir markadan gelen ilk kutunuzu aldınız ve bunu instagram hesabınızdan paylaştınız. Paylaşımlarınız konusunda çok titiz olduğunuzu biliyoruz J Size gelen yüzlerce hediyeden nasıl sıyrıldı bi’kutuMutluluk? İlginizi çeken ne oldu? İşimiz gereği çok fazla zarf, paket, tanıtım ürünü vs ile karşılaşıyorum. Bir gün yine ofise geldiğimde masamın üzerinde buldum kutunuzu. Her zamanki gibi “iş” dürtüsüyle açtım, acaba hangi yenilik beni bekliyordu bu sefer? Ancak o alışık olduğum kutulardan bu kez renkli başka bir kutu çıkıverdi. İncelikle düşünüldüğü belliydi... İşte bu inceliklilik hali, beni ilk çarpan şey oldu. Benim için sunum çok önemlidir. Annemden öyle gördüm. Onun sofraları, ikramları… Detaylara çok önem veririm. Kahve olacaksa yanında bir sürprizi olmalı mesela mutlaka. Karşındakini şaşırtmalı, gülümsetmeli. İşte sizin kutuyu açtığımda yüzümde beliren ilk gülümsemeyle beraber bende bu “aaa bu tam da benim için” hissi uyanmıştı. Sonrasında içinden çıkanlar kadar, sevimli mesaj kartı, içinden dökülen minik hediyeler, daima peşinde olduğum detaylardaki özen konusunu işaret ediyordu.  Biz aslında küçücük şeylerin bile kocaman gülümsemeler yaratabileceği düşüncesiyle yola çıktık. Küçük mutlulukların, motivasyonların, mottoların hayatınızdaki önemi nedir? Aslında bloğumda ve sonra Instagram hesabımda ben de aynı şeyin peşindeyim. Tamam modayla ilgili yazıyorum, en yeni trendleri iletmek için çalışıyorum ama aynı zamanda, yaptığım paylaşımlarda bile bir minik detayla, izleyende bir duygu, bir mutlu his oluşturmayı da çok seviyorum. Mesela güzel çiçekler beni çok mutlu eder. Bunları takipçilerimle de paylaşıyorum, izleyende bir gülümseme yaratmak o kadar önemli ki. İnsan kendini mutlu eden bir şeyle karşılaştığında motive de oluyor elbette. Motivasyon konusunda benim için tek örnek var; babam. Onun anlattığı her şey benim için zaten çok önemli ama yeni bir işe başlarken ondan duyduğum sözlerle harekete geçmenin gururu da ayrı oluyor. Sabahları sıkı bir yürüyüş yapmak, sunumu güzel bir Türk kahvesi, eşimle seyahat planları yapmak da beni motive eden şeyler arasında. Ah bir de yeğenim Yaman’la geçirdiğim bir beş dakika bile bana yaşam enerjisi katıyor.  Klişeleri değil ama mottoları seviyorum. İnsanın hayata karşı duruşunda, bazen bir cümlenin bile çok önemi oluyor. Arada onlara göz atmak ve kendime hatırlatmak iyi geliyor bana. Hatta yeni taşındığım evimde, çalışma odamın duvarında da böyle bir motto yazıyor: “Her gün bir moda defilesi” Ayrıca şu sıralar kadın-moda-yaşam konusunda web portalı olarak yenilenmekte olan buseterim.com.tr’de de her hafta yenilenecek motivasyon mottolarına yer vereceğim. İlhama ihtiyaç duyduğunuz yaratıcı bir iş yapıyorsunuz, birbirinden çok farklı alanlarda projeler geliştiriyorsunuz. En çok nelerle beslenirsiniz, size neler ilham verir? Seyahatler en büyük ilham kaynağım. Gittiğim şehirdeki bir renk, bir koku bir sonraki projemde bana harika bir fikir ile dönüyor.  İyi bir kitap, moda haftaları sırasında seyrettiğim defileler, hatta bazen bir mağazada beğendiğim giysinin dokusu bile farklı bir pencere açabiliyor zihnimde. Bu ayın Bi’kutuMutluluk konsepti ‘yeni baslangıçlar’ ve yeni bir yıla girerken hepimiz yeni başlangıçların kararlarını veririz. Sizin yeni başlangıçlarınız neler olacak bu yıl? Bu yıl profesyonel yaşamımda bir çok yenilik yaşadım. Bir marka ile kendi adımı taşıyan bir koleskiyon hazırladım, You Tube’da kendi TV kanalımı açtım, ilk kez bir reklam filminde oynadım. Instagram hesabım 1 milyonu geçti. Snapchat’i keşfedip zevkle kullanmaya başladım. Dijital dünyadaki bütün yenilikleri moda pazarlamasına entegre etmenin yolları konusunda birçok çalışma yaptım. Yeni yılda, yine iş yaşamımda yeninin peşinde koşmaktan vazgeçmeyeceğim. Yeni başlangıç olarak ise bu senenin yoğunluğundan sonra yeni yılda kendim için için daha fazla zaman ayırmayı umut ediyorum. İyi bir organizasyonla sadece kendime ait zamanlar yaratmayı başarmak istiyorum.  Peki yeni başlangıçlar yapacak olanlara ne önerirsiniz? İletmek istediğiniz bir tavsiyeniz, paylaşmak istediğiniz bir anınız var mı? Geçen yıl yeni yıla girerken nasıl kararlar aldınız, beklentileriniz gerçekleşti mi? Yeni başlangıçlar yapmak istiyorsanız, işe yazarak başlayın. Söz uçar yazı kalır, kararlarınızı, arzularınızı yazın ki tekrar tekrar gördüğünüzde size verdiğiniz sözleri hatırlatsın. Yoksa, insanın kendini zihnini kandırması o kadar kolay ki. Belki yazdığınızı buzdolabının üzerine veya aynanızın üzerine koyabilirsiniz. Ben her yıla yeni hayallerle başlıyorum. Geçen yıla başlarken de yine işimle ilgili bir çok hayalle başlamıştım. Şimdi hayallerimin bile daha güzellerini yaşıyorum. Yeni senedende aynı şeyi bekliyorum. Hayal ettiklerimden daha güzel şeyler gerçekleşmesini. Bi’mutlu Anket Favori motton:  'Her günü Kutla' En sevdiğin ürün: Motto'lu kartlar  Bi’kutuMutluluk hazırlasan konsepti ne olurdu: Kahve konsepti! :)  Sürpriz bi’kutuMutluluk açmanın sende yarattığı his: Pamuk şeker yeme hissi gibi :)